Dolar : Alış : 5.5775 / Satış : 5.5875
Euro : Alış : 6.1922 / Satış : 6.2033
HAVA DURUMU
hava durumu

TEKIRDAG28°CÇok Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 14 Kategoride 43230 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’Ü ANARKEN…

14 Haziran 2019
Ana Sayfa » SON DAKİKA»YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’Ü ANARKEN…
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’Ü ANARKEN…

(22.6.1945 – 22.6.2016)
İbrahim BİRELMA
Üç yıl önce, 22.6.2016 tarihinde vefat eden Türk İslam felsefesi profesörü, gazeteci, yazar, avukat, siyasetçi, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi kurucu dekanı Yaşar Nuri Öztürk, Time dergisinin “20. Yüzyılın En Önemli Kişileri” listesinde kamuoyunca belirlenen yüz isim arasında ilk 10 arasına girmişti.(SMT 22.6.2019)
Reşit Çağın, Yaşar Nuri Öztürk için yazdığı şiir de şöyle diyordu: “ Hangi görevle geldiğinin bilincindeydi/ İmanla inkarın sınırı zordu, inceydi./ Yanlışlarla kuşatılmış tüm Müslümanların,/ İmdadına yetişmese halleri niceydi./ Uydurma hadislerden nafile ibadete./ Yatırdan medet uman manevi sefalete./ Ne kadar ezberi bozdu doğru bilinen./ Tek kişilik orduydu cehalete./ Dünya çapında bir alim, yürekli, yurtsever Türk./ Alnından öpmüştür onu, Peygamber ve Atatürk./ Kur’andaki İslam’ı anlattı, öğretti , yazdı./ Ölümsüzler katındadır artık Yaşar Nuri Öztürk.
Vefatının üçüncü yıldönümünde, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ü bazı görüş ve düşüncelerini anımsatarak; rahmetle, saygıyla anmak istiyoruz:
-Türkiye’de siyasetçilerin bir raiyye( davar sürüsü) bölümü var; parmak kaldırıp indiriyor; yaşadık, gördük. Bir de siyasetin önünde giden adamlar var. Bunlar ya siyasetin cambazlarıdır ya da haysiyetli devlet adamları olarak siyasetin önündedirler; ikisi de var. Ama ne olursa olsun, aydının soramadığı soruyu siyasetçi hiç sormuyor, soramıyor.
-Bakın. 600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtada yaptığı cami sayısının üç, dört katı bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılmış.
-Türk bağımsızlık Savaşı’nın başlangıç tarihi 19 Mayıs 1919 ise Türk Aydınlanma Savaşı’nın başlangıç tarihi de İzmir İktisat Kongresi münasebetiyle yapılan o uzun konuşmanın tarihi olan 2 Şubat 1923’te tür. Orta boy puntoyla tam 53 büyük sayfa tutan konuşmasında Atatürk, “ Kur’an ile hatırlatmak istiyorum ki” cümlesini kullandığı düşüncesini şöyle açıklamıştır:
-“Daima ileri sürülen bir şey vardır ki o da din engellemesidir. Bunda büyük bir hata vardır. Bizim dinimiz hiçbir vakit böyle bir şey talep etmez. İlim ve irfan aramaya mecburuz. Nerede bulunursa bulunsun oraya gitmek, onu bulmak, almak, onunla donanmak mecburiyetindeyiz. Allah’ın emri, kadın ve erkek bütün Müslümanların aynı derecede ilmen, fazileten her bakımdan olgunlaşmasıdır. Kur’an ile hatırlatmak istiyorum ki, bu nerede ise oraya kadar gidecektir. Kim? Hepsi gidecektir, kadında gidecektir, erkekte gidecektir. Dinin bir engellemesi yoktur.”
-Batı, gayelerini gerçekleştirmek için Atatürk karşıtı zihniyetlerin önüne şu zehirli aldatmaca çöreğini atıyor: Siz, Batı’ya (akılcılık ve ilimciliğe) adapte olmaya kalktıkça sadece rezil ve zelil(aşağılanan) olursunuz. Liderlik mevkiine yükselmenizin tek yolu, İslam dünyasının başına geçmektir. Bunun çaresi ise laiklik ve Atatürk girdabından(tehlikeli durum) kurtulmaktadır.
-İslam’ın ruhu olan tevhidin(birlemek) esası, korunması gereken esas ide(fikir); “ eşitlik, dayanışma ve özgürlük”tür.
-Kuran’ın temel düşmanı olan zulmün birbirinden hiç de geri kalmayan üç şerir (kötülük) başı vardır: 1- Yönetimde despotizm(zorbalık), 2- Emperyalizm (sömürü ve istila), 3-Cehalet (akıl ve ilim düşmanlığı). Kur’an, bir tek insan tipine düşmanlığa izin vermektedir: Zalim: “Zulme sapanlardan başkasına düşmanlık edilmez.”( Bakara, 193)
-Anadolu ve Trakya’nın muhtelif yerlerinde muhtelif adlarla 1 Aralık 1918’den itibaren oluşturulmaya başlayan Müdafaa Cemiyetleri, 13 Mayıs 1920 tarihinde 217 kişi olarak toplanan “Büyük Edirne Kongresi” sonucu “ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında bütün cemiyetlerin birleştirilmesiyle esas amacına varmıştır.
-İnsanlar arası ilişkilerde üstünlük ölçüleri konusunda Kur’anda üç değer esas alınmıştır: 1-Liyakat – ehliyet, 2- Adalet ,
3-Gayret… İşte temel buyruk: “ Şu bir gerçek ki, Allah, size, emanetleri, onlara ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah size bu şekilde ne güzel öğüt veriyor.” ( Nisa 58)
-Etkin, yetkin ve güçlü toplumda temel ilke: “ Layık olana layık olduğunu, müstahak olana müstahak olduğunu vermek. Mustafa Kemal şöyle diyor: “ Her millet, icraatına tahammül ettiği hükümetin mesuliyetine ortak sayılır.” Atatürk’ün bu sözü, Zuhruf suresi 54- 56. ayetlerin Türkçe tercümesi gibidir. Anlatılmak istenen şudur: “ Firavunları, onlara itaat eden kitleler yaratır.” Hz. Muhammed şöyle diyor: “ Esas cihat, zalim sultan karşısında hakkı seslendirmektir. “Her toplum, müstahak olduğuna maruz kalır, layık olduğunu da mutlaka elde eder. O halde, çöküşün de yükselişin de esası ve motoru, toplumun yapısı ve hak edişidir. Muhammedi miras ile Mustafa Kemal mirası bu noktada son derece ısrarlıdır. Toplum layık ise hakkı olanı onun elinden alacak hiçbir kuvvet düşünülemez.
-Şunu söylemek borcundayız: Atatürk’ü gerçekten anlayanlar ve sevenler, “ Türk milletinin şimdiye kadar Arapların, Acemlerin din maskeli igfalleriyle aldatılmış olduğunu ispat etmek isteyen” adamları devrede tutmak zorundadır. Bu zorunluluğu, çarpıtılmış bir “laiklik” gerekçesiyle veya kanlarına bulaşmış İslam nefreti virüsünün itişiyle “yok” göstermeye çalışanlar, Atatürk’e ihanet etmiş olurlar. Nitekim bu, “ fark edilmeden yürütülen ihanet” yüzündendir ki Türkiye bugün bulunduğu trajik- dramatik noktaya gelmiştir. Allah herkese basiret ve feraset(anlayış) nasip etsin! (Yaşar Nuri Öztürk, Kur’an Penceresinden Kurtuluş Savaşı’na Bir Bakış, 3. Baskı, Yeni Boyut. İstanbul 2012)

13.6.2019

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

İlgili Terimler :