Dolar : Alış : 4.7545 / Satış : 4.7630
Euro : Alış : 5.4969 / Satış : 5.5068
HAVA DURUMU
hava durumu

TEKIRDAG27°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 14 Kategoride 37411 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

ÜLKEMİZ HAYVANCILIĞININ PROBLEMLERİ

14 Haziran 2018 - kez okunmuş
Ana Sayfa » SON DAKİKA»ÜLKEMİZ HAYVANCILIĞININ PROBLEMLERİ
ÜLKEMİZ HAYVANCILIĞININ PROBLEMLERİ

Türk Tarımı maalesef 16 yıldır katlanarak gelen problemlerin sarmalındadır. Liyakatli uzmanların samimi çalışmaları ile kısa vadede çözümler hayata geçirilebilir. Ancak bunun için çiftçi ve tüketiciye odaklanmış politikaların uygulanması gerekmektedir. Sahada çalışan bir ziraat mühendisi olarak problemlerin farkındayım ve bunun çözümü demevcuttur. Bu önerilerin 1-1,5 yıl içerisinde görülebilir bir rahatlama getirebileceği kanaatindeyim.
Tarım Bakanlığı içi boş bir Mili Tarım Projesi açıklamıştır. Bu projeyiincelediğimizde belirli bir hedefi olmayıp, yuvarlak laflar bulunmaktadır. Bakanlık devamlı hayvan ithal edeceğini açıklamaktadır. İthalatta bile bir hedef ortaya koyamamıştır. İthal, ithal nereye kadar?
Bizim vaadimiz öncelikle hedeflerin ortaya konulmasıdır. Hayvancılıktaki sıkıntılarımızı çözmek için bugünülkemizin kaç adet büyük ve küçükbaş hayvana ihtiyacı vardır bilmemiz gerekiyor.Proje yapmadan önce bunun tespit edilmesi gerekmektedir. Bazı tüccarların taleplerine yönelik olarak devamlı ithalat yapılması uygun değildir.
Bizim yapacağımız ülkemizi bu sarmaldan kurtarmak üzere birMİLLİ TARIM POLİTİKASIortaya koymak olacaktır. Bunu yaparken de tabiiki konu üzerinde uzun süre çalışmış olmamıza rağmen konu ile ilgi bütün akademisyenlerin, sivil toplum örgütlerinin, özel sektörün ve tabiki çiftçimizin görüşleri alınacaktır.
Birkaç market zincirine ucuz et sağlayarak ve insanımızı oralarda sıraya dizerek ülkemizin hayvancılık sıkıntıları çözülemez.
AKP’nin devamlı söyleyegeldiği 2023 hedefleri arasında hangi tarımsal üründen ne kadar üretileceği yoktur. 2023 de nüfusumuz 84 milyonu geçecektir. Buna göre bir çalışma maalesef yapılmamıştır.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının denetimine tabi; 820.719 çiftçi ortağı olan 6.915 adet tarımsal kalkınma kooperatifi, 911.218 çiftçi ortağı olan 1.625 birim tarım kredi kooperatifi bulunmaktadır. Bu ortak sayıları her hal ve şart altında en az 1 Milyon aktif çiftçi olarak düşünülebilir. Bu rakam Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçiye orantılandığında önemli bir rakamdır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı rahatlıkla yönlendirebileceği bu 1 Milyon çiftçi ile bir yandan üretici ve tüketiciyi ekonomik yönden korurken, diğer yandan da tarımsal üretimi miktar ve kalite olarak artırabilir. Tarımsal kalkınma kooperatiflerinden başarılı olanlar veya başarma potansiyeli olanlar tespit edilmelidir. Bu kooperatiflerin çok başarılı örnekleri de vardır.
Ülkemizde, tarımsal ürünlerin satışında, tarımsal girdi temininde serbest piyasa ekonomisi kuralları düzgün işlememektedir. 2017 yılı için en büyük 500 şirket arasında, tarım ile ilgili olan 49 adet şirket bulunmaktadır. Yani çiftçiye tarımsal girdileri temin eden veya çiftçiden alıp, işleyen, pazarlayan kazanmaktadır. Ancak üreten kazanamamaktan, tüketici de pahalılıktan şikâyetçidir. Bu nedenle ilk etapta öncelikle tarımsal kalkınma kooperatiflerinin canlandırılması, ürünlerini işleyecek tarımsal sanayileri kurmaları ve katma değerli ürün satmaları gerekmektedir.
Hayvan ve hayvansal ürünlerde fiyat artışları maalesef devam etmektedir. Büyük baş hayvan fiyatlarında 2017 yılında bir önceki yıla göre %17-%20, aynı dönemde küçükbaş hayvan fiyatlarında % 15-%21 oranında artış olmuştur. Uygulanan ithalata dayalı politikalar sonucunda bu fiyat artışları kaçınılmaz olmaktadır. Girdi maliyetleri, özellikle hayvansal üretimin ana girdisi olan yemde yüksektir. Türkiye yem hammaddesini ithal etmekte ve bu durum hayvansal üretimde önemli bir tarımsal girdi olan yemin pahalıya mal olmasına neden olmaktadır. Yem bitkilerinin üretimine ağırlık verilmelidir. Hayvancılık, yem bitkileri tohumu ihtiyacından başlayarak süt ve etin pazarlanmasına kadar entegre bir faaliyettir. Yurtiçi yem bitkileri üretimi desteklenerek, ithalat düşürülmelidir. Bu amaçla da soya üretimi yaygınlaştırılmalıdır. Soya ve yem bitkileri üretiminin mali olarak desteklenmesinin yanında bunların üretim bölgeleri, alım garantisi, tohumun koruma altına alınamaması şeklindeki problemleri çözülmelidir. Yurtdışında et fiyatlarının Türkiye’ye göre ucuz olmasının esas sebebi, mera hayvancılığı yapılıyor olmasıdır.
Hayvancılığın en verimli şekli mera hayvancılığıdır. Hayvancılıkta gelişme sağlanabilmesi için öncelikle meralarımızın otlatma kapasitelerinin ve ıslah imkânlarının tespit edilerek, kaç adet büyükbaş ve küçükbaş hayvana yeteceğinin belirlenmesi, böylece mera hayvancılığı olarak ulaşacağımız hayvan sayısının ortaya çıkarılması gerekmektedir. Hayvancılık işletmeleri mera alanlarının bulunduğu yerlerde büyütülmeli, gerekirse meralar özelleştirilerek, hayvancılık işletmesi sahiplerine satılmalı veya uzun vadeli olarak kiralanmalıdır. Köylerin kullanmadığı veya köylere uzak olan meralar ıslah edilmesi ve mera kapasitesine uygun hayvan varlığına sahip olunması şartı ile özelleştirilebilir. Mera varlığı yeterli olan köylerde meraların ıslahına da önem vererek hayvancılık yapan aile işletmeleri desteklenmelidir.
Mera alanlarının geniş olduğu, mera ıslah çalışması yapılabilecek ve yem bitkileri ile soya, mısır üretiminin yapılabileceği bölgelerde TOKİ modeli olarak adlandırabileceğimiz; ahırlar yapılıp, içine hayvanı da konularak kooperatiflere veya büyük işletmelere borçlandırma yolu ile verilebilir.
Arazi toplulaştırmalarında hayvancılık yapılabilecek bölgelere öncelik verilmeli, süt ve et pazarlamasının rahatlıkla yapılabileceği hayvancılık köyleri oluşturulmalıdır.Her bir çiftçi için ekonomik gücüne göre 5-10 başlık veya daha büyük işletmeler kurulabilir. Güneydoğuda terörden zarar görenlere veya Güneydoğu için devletin güvenlik birimleri ile birlikte çalışmalar yapılarak, meraların otlatma kapasitesine yeterli sayıda hayvan sağlanarak desteklenebilirler.
TÜİK verilerine göre 2016 yılından 2017 yılına geçişte; sığır sayısı 1,8 milyon artarken kırmızı et üretimi 46.639 ton düşmüştür.Kişi başı tüketim Avustralya’da 92,8 kg, Arjantin’de 87,5kg, Rusya’da 57,4 kg, dünya ortalaması 34,3 kg iken, Türkiye’de 29 kg’dır. Sağlıklı nesiller ve tüketici memnuniyeti açısından bu miktarın acilen artırılması gerekmektedir.
Ülkemiz hayvancılığının önemli problemlerinden biri işletmelerin küçük olmasıdır.2016 yılı itibariyle 1.160.371 adet süt sığırcılığı işletmesi bulunmaktadır. Bu işletmelerin %55’i 1-5 baş hayvana sahiptir. 50 baş ve üzeri işletmeler sadece %2,1 oranındadır.Küçük işletmelerin desteklenmesine ilave olarak, 1000’lik ve üzeri, 500’lük, 250’lik işletmelerin tespit edilerek, işletmelerini büyütmeleri, mevcut ürün değerlendirme problemlerinin giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
Karkas et ve sütün pazarlanmasında oluşamayan serbest piyasa şartlarına müdahale edebilmek, ortaya konulan hedefin/politikanın gerçekleşmesi için;Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı muhakkak üretimin içinde olmalıdır. Et üretiminde ESK’nun % 2 olan payı yükseltilmeli, % 10-15 seviyelerine çıkarılmalıdır. Bu aynı zamanda fiyat regülasyonu yönünden de faydalı olacaktır.
Büyük ve küçükbaş hayvancılıkta bölge şartlarına uyumlu hayvan ırkları Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından bilinmekte ancak kontrolsüz ithalata dayalı politikalara dur denilemediği için uygulamaya aktarılmamaktadır. Etüretimi için bölge şartlarına uyumlu etçi ırkların damızlıkları ithal edilmeli, bölgelere göre yetiştirilmesi planlanan hayvan ırkları doğru seçilmelidir. İthal edilen damızlıklar büyük işletmelere verilmeli, büyük işletmeler diğer küçük işletmelere hayvan temin etmelidir.
Hayvancılık destekleri, devlet politikası haline getirilerek bütün desteklerin veya önemli bir kısmının hayvancılık bölgesi ilan edilecek belirli bölgelere verilmesi sağlanabilir. Sınırlı kaynaklar sabit yatırımlarda değil hayvan alımı ve girdi temini için kullanılmalı, böylece desteklenen hayvan sayısı artırılmalıdır.
Sığırcılık işletmesinin devamlılığında en önemli unsur sütün değerinden satılması ve devamındaki istikrardır. Girdi maliyetleri süt satışından karşılanmaktadır. Bu nedenle süt değerlendirme ve pazarlaması çalışmalarına önem verilmelidir. Süt işletmelerinin sütünü devamlı ve değerinden satacağı bir sistem muhakkak kurulmalıdır. Fiyatların düşmesi durumunda sütçü işletmeler maddi sıkıntı ile karşılaşmakta ve damızlık hayvanları kesime yollamaktadır.
İzah etmeye çalıştığım gibi problemler çözümsüz değildir. Ülkemiz zengin tabii kaynaklara, çalışkan çiftçiye sahiptir. Önemli olan bu kaynaklarımızı harekete geçirecek samimi siyasi karar vericilerin olmasıdır. Bu karar vericilerde inşallah 24 Haziran’dan sonra çalışmaya başlayacaklar ve tarımdaki her türlü sıkıntılar kısa zamanda çözüme kavuşacaktır.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

İlgili Terimler :