Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu'nun açıklamasıyla kamuoyuna duyurulan gelişmeleri; Yunanistan Eğitim Bakanlığı'nın 2026–2027 eğitim-öğretim yılı öncesinde sekiz Türk azınlık ilkokulunu "öğrenci azlığı" gerekçesiyle kapatma kararını ve İskeçe Merkez Türk Azınlık İlkokulu'na kayıt yaptıran öğrencilerin kayıtlarının türlü gerekçelerle iptal edilmek istenmesini şiddetle kınıyoruz.
Yunanistan'ın sinsi ve öngörüsüz bir akla dayanan politika izlediğini, Batı Trakya'daki Türk varlığını azaltma ve asimile etme niyeti taşıdığını görmemek mümkün değildir. Ancak yüzyılı aşkın süredir bu küçük hesapların tutmadığını, Batı Trakya Türklüğünün çok daha zor zamanlarda ve şartlarda dahi varlığını koruduğunu, hatta güçlendirdiğini tarih bize göstermektedir.
Avrupa Birliği standartlarına şeklen bağlı bir devletin, "Türk" kelimesinden ve Türk varlığından duyduğu rahatsızlığı hukuki bir çerçeveye sığdıramadığı, bu sebeple müteaddit defalar Avrupa kurumlarınca mahkûm edildiği bilinmektedir. Buna rağmen Yunanistan, başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi olmak üzere birçok Avrupa kurumunun kararlarını ve tavsiyelerini uygulamaktan da kaçınmaktadır. Altına imza koyduğu ve uymayı taahhüt ettiği başta Lozan Barış Antlaşması olmak üzere uluslararası metinlere uymasını beklemek beyhude gibi görünmektedir. Ancak kendi kararlarına uymamakta ısrar eden Yunanistan'a karşı Avrupa kurumlarının harekete geçmesini beklemek tabiidir.
Meclis Başkanlığımız sırasında, AGİT Parlamenter Asamblesi'nin dikkatini Batı Trakya'ya çekmiş, orada bir insan hakları incelemesi yapılması sağlanmıştı. Şimdi daha etkili ve kararlara uyulmasını temin edecek girişimlerde bulunulması gereklidir. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun Avrupa ülkelerinde yaptığı insan hakları incelemelerinin bir benzerini, Batı Trakya'da yapması faydalı olacaktır.
Türkiye, Lozan'da "azınlık" olarak tanımlanan vatandaşlarımıza Anayasada gösterilen bütün hakları tanımış, hukuk düzeni karşısında eşit vatandaşlık esasını uygulamış; Lozan'daki mütekabiliyet esasını işletmeye tevessül etmemiştir. Dahası, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin 2008 tarihli Gökçeada ve Bozcaada kararındaki tavsiyelerin gereğini yaparak, yaklaşık yarım asırdır kapalı duran Rum okullarının yeniden açılmasına imkân tanımıştır. Biz Avrupa kurumlarının tavsiye kararlarının dahi gereğini yerine getirirken, Yunanistan bağlayıcı mahkeme kararlarını uygulamamaktadır. Ancak, soydaşlarımızın haklarına malik olmalarının yegâne yolu mütekabiliyet esasının uygulanması ise, bunu değerlendirmek en tabii hakkımızdır.
Batı Trakya Türklüğü yalnız değildir; Türkiye, soydaşlarının haklarının takipçisi olmaya devam edecektir.




