Dolar 46,0408
Euro 53,0791
Altın 6.409,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ 27°C
Az Bulutlu
Tekirdağ
27°C
Az Bulutlu
Cts 27°C
Paz 27°C
Pts 26°C
Sal 26°C

HEKİM BİRLİĞİ SENDİKASINDAN BASIN AÇIKLAMASI

HEKİM BİRLİĞİ SENDİKASINDAN BASIN AÇIKLAMASI
16/12/2025 22:33

Hekim Birliği Sendikası Başkanı Barış Gazi Karadeniz yaptığı basın açıklamasında,” Bugün burada, aile hekimliği alanında 1 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren ve sahada yarattığı sonuçlar nedeniyle kamuoyunda haklı olarak “Eziyet Yönetmeliği” olarak anılan düzenlemenin yol açtığı sorunları ve hâlâ düzeltilmemiş olan uygulamaları kamuoyuyla paylaşmak için bulunuyoruz.

Hekim Birliği Sendikası Başkanı Barış Gazi Karadeniz yaptığı basın açıklamasında,”
Bugün burada, aile hekimliği alanında 1 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren ve sahada yarattığı sonuçlar nedeniyle kamuoyunda haklı olarak “Eziyet Yönetmeliği” olarak anılan düzenlemenin yol açtığı sorunları ve hâlâ düzeltilmemiş olan uygulamaları kamuoyuyla paylaşmak için bulunuyoruz.
Söz konusu yönetmelik ile birlikte aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının omuzlarına, karşılığı olmayan yeni yükler bindirilmiştir. Aile hekimleri yalnızca tedavi edici hizmet sunan değil; aynı zamanda koruyucu sağlık hizmetlerini yürüten birinci basamak sağlık sisteminin temel taşıdır. Ancak bu düzenlemeler, bu emeği desteklemek yerine cezalandıran bir yapıya dönüşmüştür.
Özellikle aile hekimlerinin tıbbi gereklilik doğrultusunda yazdığı antibiyotikler, non-steroid antiinflamatuar ağrı kesiciler ve proton pompa inhibitörleri nedeniyle maaşlarından kesinti yapılması, hekimlerin reçete özgürlüğünü doğrudan hedef almaktadır. Bilimsel kılavuzlara ve hastanın klinik ihtiyacına göre yazılan her reçetenin bir yaptırım unsuru hâline getirilmesi, hekimleri cezalandıran ve defansif tıbba zorlayan bir anlayışın ürünüdür.
Benzer şekilde, aile hekimlerinin hastalarını ikinci veya üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına sevk etmeleri de kesinti gerekçesi hâline getirilmiştir. Oysa sevk, sağlık sisteminin doğal ve zorunlu bir parçasıdır. Bu uygulama, hekimlerin mesleki özerkliğini zedelediği gibi, hastaların doğru yerde ve doğru zamanda sağlık hizmetine erişimini de riske atmaktadır.
Diğer yandan aile hekimleri, asli görevleri dışında bırakılarak MHRS sisteminin işleyişindeki aksaklıkların telafi aracı hâline getirilmiştir. Birinci basamak sağlık hizmeti sunan hekimler, fiilen MHRS randevusu oluşturmaya zorlanmakta ve mevcut iş yükü düşünüldüğünde iyice içinden çıkılmaz bir hal almıştır.
Buna ek olarak, aile hekimliği sisteminde “memnuniyet kriteri” adı altında uygulanan yöntem de ciddi bir adaletsizlik yaratmaktadır. Hastaların telefonla aranarak aile hekimlerine puan vermeye zorlanması, sağlık hizmetinin niteliğini ölçmekten uzak olup tamamen subjektif değerlendirmelere dayalı bir cezalandırma aracına dönüşmüştür. Üstelik mevzuata ve tıbbi gerekliliğe aykırı, usulsüz hasta taleplerinin hekim tarafından reddedilmesi sonrasında aynı hastanın hekime puan verebilmesi kabul edilemez bir durumdur. Hekimin bilgisi, emeği ve bilimsel yaklaşımı yerine, kontrolü tamamen hekim dışında olan bireysel algılar üzerinden yapılan bu puanlamaların hakediş ve performans kriterlerine bağlanması, çalışma barışını bozmakta ve hekimlik mesleğinin itibarını zedelemektedir.
Tüm bunlara ek olarak, son bir yıl içinde gelmeyen hastalar üzerinden yapılan hakediş kesintileri aile hekimleri açısından ciddi ve telafisi güç bir gelir kaybına yol açmıştır. Başlangıçta 6 ay olarak bildirilen bu uygulamanın daha sonra 1 yıla çıkarılması ve 15 Aralık itibarıyla bu kesintilerin fiilen yapılmaya başlanması, aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarını usulsüz biçimde gelir kaybına zorlamıştır. Bu süreçte tüm sorumluluk aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına yüklenmiş, vatandaşlara ise herhangi bir sorumluluk tanımlanmamıştır.
Öte yandan aile hekimlerinin kayıtlı nüfusları çeşitli düzenlemelerle düşürülmüş; buna rağmen her ay en az 16 kalem Hastalık Yönetim Platformu (HYP) kriterini yerine getirmeleri zorunlu hâle getirilmiştir. Nüfus azalırken iş yükünün artması, sistemin kendi içinde çeliştiğinin açık bir göstergesidir. Dahası, bu kriterlerin herhangi birinin yerine getirilememesi durumunda aile hekimleri negatif performans ile cezalandırılmakta; bu da doğrudan maaş kesintisi anlamına gelmektedir.
Ortaya çıkan tablo son derece nettir: Artan iş yükü, azalan nüfus, çoklu performans kalemleri, kesintiye dayalı bir ödeme sistemi ve sürekli bir cezalandırma tehdidi… Bu koşullar altında çalışma barışının korunması mümkün değildir. Aile hekimliği sistemi, hekimlerin özverisiyle ayakta durmaya çalışmakta; ancak mevcut uygulamalar bu özveriyi her geçen gün tüketmektedir.
Bizler, aile hekimleri olarak emeğimizin değersizleştirilmesini, gelirimizin belirsiz hâle getirilmesini ve mesleki özerkliğimizin zedelenmesini kabul etmiyoruz. Son bir yılda yaşanan hakediş kayıplarının telafi edilmesini, cezaya dayalı bu performans anlayışından vazgeçilmesini ve aile hekimliğinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasını talep ediyoruz.
Bu talepler yalnızca hekimler için değil; nitelikli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir birinci basamak sağlık hizmeti için de zorunluluktur. Aksi takdirde her türlü eylemsellikte bulunmaktan kaçınmayacağımızın bilinmesini isteriz” dedi.